|
İnsan hakları; tüm insanların hiçbir ayrım
gözetmeksizin yalnızca insan oluşlarından dolayı eşit, özgür ve onurlu yaşama
hakkına sahip olmasıdır. Herkes, cinsiyet, ırk, renk,din, dil, yaş, tabiiyet,
düşünce farkı, ulusal veya toplumsal köken, zenginlik gibi fark olmaksızın kanun
karşısında eşittir.
Özgür bir şekilde düşüncelerini açıklamak, istediği
yere gitmek, yerleşmek, diğer insanlarla ve makamlarıyla olan ilişkilerinde
insanca ve hakça muamele görmek, insanların günlük yaşamında farkına varmadan
yararlandığı haklardan bazılarıdır.
Can
ve mal güvenliği, din ve vicdan özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü ve siyasi
haklar gibi geleneksel hak ve özgürlükler birinci kuşak, çalışma hakkı, adil ve
eşit ücret, insan haysiyetine yaraşır bir yaşam düzeyine kavuşma hakkı ve sağlık
hizmetlerinden yararlanma hakkı gibi bir takım ekonomik ve sosyal haklar da
ikinci kuşak haklar olarak adlandırılmaktadır. Teknolojik gelişmeye paralel
olarak temiz bir çevrede yaşama hakkı, bilgisayar verilerine karşı özel hayatın
korunmasını isteme hakkı, sanat ve bilim özgürlüğü, tüketici hakkı, tıbbi ve
biyolojik gelişmelere karşı korunma hakkı gibi haklar da üçüncü kuşak haklardır
ve bu haklara ilişkin kavramlar sürekli gelişmek göstermektedir.
İnsan haklarının temelini 10 Aralık 1948 tarihli
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile 04 Kasım 1950 tarihli Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi oluşturmaktadır. Türkiye tarafından 1954’te onaylanmış olan
ve iç mevzuatımızın bir parçasını oluşturan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi,
temel hak ve özgürlükleri: yaşama hakkı, işkence, insanlık dışı veya küçültücü
muamele yasağı, kölelik ve zorla çalıştırma yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği,
hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, suç ve cezaların kanuniliği, özel
hayat, aile hayatı ve haberleşmenin gizliliği, düşünce, din ve vicdan özgürlüğü,
ifade özgürlüğü, toplantı, dernek ve sendika kurma özgürlüğü, evlenme ve aile
kurma hakkı, şikayet hakkı, ayrım yapma yasağı olarak belirlemiştir. Daha sonra
toplum yaşamında meydana gelen gelişmelere paralel olarak düzenlenen
protokollerle bu haklara: mülkiyet hakkı, eğitim ve öğrenim hakkı, seçim hakkı,
yerleşme ve seyahat özgürlüğü gibi yeni haklar eklenmiştir.

İnsan onuru ve eşitlik, insan hakları fikrinin merkezinde yer alan
iki temel değerdir. Bütün insanların eşit olması, insan haklarını evrensel
kılar, insan hakları daha iyi ve onurlu bir yaşam için gerekli olan temel
standartlar tanımlandığında anlaşılabilir.
İnsanların ve toplumların yaşamlarını insan onuru ve eşitliği
temelinde birlikte sürdürebilmeleri için gerekli olan değerler ise özgürlük,
adalet, ayrımcılık yapmamak, başkalarına saygı göstermek, hoşgörü ve
sorumluluktur.
Ayrım gözetmeksizin herkes insan haklarına sahiptir; suçlular,
devlet başkanları, çocuklar, kadınlar, erkekler, Afrikalılar, Avrupalılar,
Asyalılar, mülteciler, işsizler, özel kuruluşlarda çalışanlar, öğretmenler,
sanatçılar, işçiler... Çünkü herkes insandır. İnsan haklarının gücü, herkese
eşit davranılması ilkesinden gelir.
İnsan hakları bizim için vardır ve insan haklarının tümüne saygı
duyulması bizim hakkımızdır. Kişisel haklarımız, fiziki ve ahlaki bütünlüğümüzü
korur ve kişilerin kendi düşünce, din ve inançlarını korumalarına izin verir.
Eşitlik ve özgürlük hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü, dini vecibelerini yerine
getirme özgürlüğü, işkence görmeme ve öldürülmeme hakları gibi.
İşkence, kötü ve insanlık dışı muamele ya da cezalandırma, hiçbir
biçimde haklı çıkarılamaz ya da hukuken veya ahlaken savunulamaz. "Emir almış
olmak" da mazeret olarak kabul edilemez. İşkence görmeme hakkı, hiç bir koşulda
askıya alınamayacak, istisnası ve sınırlaması olmayan mutlak bir haktır.
Düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne ilişkin haklar, kişilerin
düşünce ya da inanç değiştirme özgürlüğü ile din ya da inancını tek başına ya da
topluca ve açıkça ya da özel olarak yaşama ve açıklama özgürlüğünü içerir.
Müslüman, Katolik, Ortodoks, Yahudi, Ateist ne olursa olsun herkesin eşit
haklara sahip olması gerektiğini belirtir..
Medeni haklarımız, yasal ve siyasal sistem içinde keyfi
uygulamalara maruz kalmamamızı sağlar. Örneğin: Keyfi gözaltı ve tutuklanmaya
karşı korunma, mahkeme tarafından suçlu olduğuna karar verilene kadar masum
sayılma hakkı, itiraz hakkı gibi.
Siyasi haklarımız toplumsal yaşama katılmak için gerekli olan
haklarımızdır. Oy kullanma hakkı, siyasi partilere katılma hakkı, özgürce bir
araya gelme ve toplantılara katılma hakkı, bilgiye erişme hakkı ve düşünceyi
ifade etme hakkı gibi.
İnsan onuru, medeni ve siyasal hakların verdikleriyle
sınırlandırılmaktan çok daha ötededir, insanların temel gereksinimlerini nasıl
karşılayacaklarını ve birlikte nasıl çalışacaklarını düzenleyen haklarımız
vardır. Bu haklar, eşitlik ilkesi ile sosyal ve ekonomik araçlara erişimin
garanti altına alınması ilkesine dayanırlar.
Özgürlükten yoksun bırakılmak nasıl hoş görülemezse, aşırı
yoksulluk içinde bırakılmak da aynı biçimde hoş görülemez. Bu nedenle sosyal ve
ekonomik hakları savunmak son derece önemlidir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
devletlere, çalışma koşulları, adil ücret, grev, iş alanında kadın ve çocukların
korunması gibi 23 toplumsal ve ekonomik hakkı güvence altına almalarını önerir.
Ekonomik haklar, yalnızca çalışma hakkını, yeterli yaşam
standardına sahip olma hakkını, konut hakkını ve emeklilik hakkını içermez. Aynı
zamanda insan onurunun korunması için maddi güvencenin gerekli olduğunu, anlamlı
bir işin yokluğu ya da yeterli bir barınağa sahip olmama durumunun insan
onurunun zedelenmesine yol açtığını kabul eder.
Sosyal haklarımız toplumsal yaşama tam katılım için gerekli olan
haklardır. Öncelikli olarak eğitim hakkını, aile kurma ve sürdürme hakkını,
sağlık hakkını, ayrımcılıktan korunma hakkını içerir.
Kim olursak olalım, toplumsal ya da ulusal kökenlerimiz ne olursa
olsun, kadın ya da erkek olalım, eğitim hepimizin hakkıdır. Ana ve babaların
çocukları için düşüncelerine ve inançlarına uygun bir eğitim verme hakkına saygı
gösterilir. Ancak doğal olarak bu eğitimde çocuğun haklarını zedeleyici hiçbir
unsur bulunmamalıdır.
Kültürel haklar, kendi kültürel birikimi ile toplumun kültürel
yaşamına özgürce katılma hakkını ve bu kültürü gelecek nesillere aktarabilmek
için eğitim hakkını kapsar. Yine de kültürel olarak sınıflanmayan diğer birçok
hak, özellikle toplum içinde azınlıkta kalan gruplar için öznel kültürlerini
korumak açısından son derece önemlidir. Örneğin; ayrımcılığa uğramama ve
kanunlar karşısında eşit biçimde korunma hakkına sahip olmak gibi.
Bu hak ve özgürlükler; cinsiyete, ırka, renge, dile, dine, siyasal
ya da başka düşünceye, toplumsal ya da ulusal kökene, azınlık olmaya, servete ya
da diğer tüm durumlara dayanan herhangi bir ayrım gözetmeden sağlanmalıdır.
Hepimiz insan haklarını korumalıyız. Ulusal ve uluslararası
düzenlemeler ve/veya kamu otoritesini kullananlar insan hak ve özgürlüklerini
kısıtlayabilirler. Ancak hiç kimse bu kısıtlamaların evrensel insan haklan
normlarını ihlal ettiğine işaret etmezse, haklarımızın ihlali devam eder.
Bireyler olarak, kendi yaşamlarımızda başkalarının haklarına saygı göstermenin
yanısıra, kamu otoritelerinin ve diğerlerinin faaliyetleri üzerinden gözümüzü
ayırmamalıyız. Koruyucu sistemler bizim için vardır. Biz de bunları kullanmalı
ve gelişimine katkıda bulunmalıyız.
İnsanın değişimi ve gelişmesinin sonucunda 10 Aralık 1948 yılında
yayınlanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi doğmuştur. Türkiye, Birleşmiş
Milletlerin kurucu üyelerinden birisi olarak İnsan Hakları Evrensel
Bildirgesi'ni ilk onaylayan ülkeler arasında yer almış ve insan hakları
konusundaki önemli sözleşmelerin büyük bölümüne taraf olmuştur.
İnsan hakları ve temel özgürlükler alanında diğer demokrasilerle
aynı değer ve amaçları paylaşan Türkiye, insan hakları standartlarının en yüksek
düzeye getirilmesi amacıyla son yıllarda birçok önemli adım atmıştır
Ülkemizde 2000 yılında 81 il ve 850 ilçede "İnsan Hakları İl ve
İlçe Kurulları" kurulmuştur. Bu kurullar, 23 Kasım 2003 tarihli Resmi Gazete'de
yayımlanan yönetmelikle yeniden yapılandırılmış, kurullarda sivil toplumun
temsili güçlendirilmiştir. Söz konusu kurullar, insan haklarının korunması ve
geliştirilmesi için çalışmalar yapmaktadır. Kurullar, öncelikle idarenin
uygulamalarında vatandaşlara hoşgörü ve nezaketle yaklaşılmasını sağlamakla ve
insan hakları ihlallerinin önlenmesi için gerekli çalışmaları yapmakla
yükümlüdür. Hak ihlaline şahsen uğradığınız ya da tanık olduğunuz her durumda,
valilik veya kaymakamlık binasında bulunan insan hakları danışma ve başvuru
masaları aracılığı ile il veya ilçenizde bulunan bu kurullara başvuruda
bulunabilirsiniz.
Aşağıda İlimizde (veya) İlçemizde
bulunan İnsan Hakları Kuruluna ait bilgiler bulunmaktadır:

|